Yazıldığı gibi okunmayanlar
Türkçe "yazıldığı gibi okunur" denir ama tamamen öyle değil. Bu kelimeleri harf harf okursan mikrofonda yapay durursun.
"Dağ" [da:] diye, "yağmur" [ya:mur] diye söylenir. Ğ'yi "g" ya da "y" gibi sertleştirmek en yaygın acemi hatasıdır. (Köşeli parantez söyleyişi, iki nokta uzun ünlüyü gösterir.)
En çok yanlış söylenenler
Günlük konuşmada geçip gider, mikrofonda göze batar. Dublajda karakter ne kadar sokak ağzıyla konuşursa konuşsun, kelimeyi yanlışlıkla değil bilerek bozarsın.

Uzun ünlü anlamı değiştirir
Şapkalı harf (â, î, û) ünlüyü uzatır ya da önündeki ünsüzü inceltir. Kısa okursan bambaşka bir kelime söylemiş olursun.
Kapalı e
Türkçede iki "e" var. Açık e ağız daha açıkken çıkar (ev, edep); kapalı e dil biraz daha yukarıdayken, "i"ye doğru kayarak. Yazıda ayrı işareti yok, kulakla öğrenilir.

Mikrofon önü temelleri
Doğru okumak yetmez; sesin taşınması, nefesin yetmesi ve kelimenin sonunun duyulması gerekir.
Oku, kaydet, kendini dinle
Rastgele bir kelime gelir. Önce kendin söyle ve kaydet, sonra doğru okunuşu dinle ve karşılaştır. Kayıt yalnız senin tarayıcında kalır, hiçbir yere gönderilmez.
Senin kaydın
Nasıl çalışmalı?
- Kelimeyi bir kez sesli oku ve kaydet.
- Doğru okunuşu dinle, kendi kaydınla karşılaştır.
- Farkı duyana kadar tekrarla. Hızlanmaya çalışma, netleş.
- Kelimeyi bir cümlenin içinde kur ve öyle oku.